Salı, Ağustos 28

Gün Batımına Hüzün Yakışır !

Didim'de gün batımı !Gündoğumunu görmek için özellikle zaman ayırmak gerekir ama günbatımı öyle mi ya. Belki bir deniz kenarında, belki arabanın için de trafikte tesadüf ederiz günbatımına. Güzel olmasına güzeldir seyri ama hüzün yakışır ona. Bilmem bence öyle ! Çok keyifli bir sohbetin içindeydim bu gün batımında ama resmi görünce bunları yazmak geldi içimden. Masamızda sıcacık çiğ börek, puf börek ve patlıcanlı gözleme vardı. Üzerine mi ? Enfes bir kazandibi üstelik sakızlı dondurma ile. Işık yetersiz olduğundan fotoğraflarını çekemedim. Her defasında daha kaliteli bir fotoğraf makinası almak için nedenlerim çoğalıyor .

Didim'de 1,5 gün kaldım ama sadece gün batımını seyretmedim tabii ki. Yakamoz da vardı şansıma... Makinam yoktu yanımda, çekemedim. Bir dahaki sefere . Bir de incirli pastamız var. Didim yakınlarında Topçular diye bir mevkii var. İzmir'deki Topçu'yu bilenler bilir. İşte o Topçu'dan burada birçok var. Çöp şiş yapıyorlar evet lezzetli ama bana kalırsa ızgara edilmiş soğan ve domates çok daha lezzetli . Ayran sürahi ile geliyor. Üzerine de çay. Şimdi incirli pasta dedikten sonra bunları niye anlatıyorum diye içinizden geçirdi iseniz hemen aktarayım. Siz 39 derece sıcakta çöp şişlerinizi yerken etrafınızda ilkokul (pardon artık ilköğretim deniyor) çağında çocuklar sepetlerde incir satıyor. Geçen gün semt pazarımızda kilosuna 8 ytl veren ben bir sepet inciri 5 ytl ye aldığımızda biraz buruldum itiraf edeyim . Yine semt pazarındaki incir satan abiye kızmıyorum. Çünkü gerçekten çok güzellerdi. İşte efendim aldığımız bu incirlerle beş çayımızın yanına bir pasta yaptık sevgili zuzu ile. Yiyenler tarafından tadı pek bir beğenildi. Son derece hafif ve leziz bulundu.
Yazlık yerindeki kısıtlı imkanlarla arz-ı endam eden pastamız. Krema yerine Vanilyalı Cream Ole kullanıldı.
Sevgilerimle,


Tatlı mı Yesek Tuzlu Mu Yesek

Şimdi iki farklı zamanda kullanılan iki farklı minik tart dan bahsetmek istiyorum. Tarif yok, sadece kullanım için fikir var.

Birinci tartımız tatlı hazırlanmış bir hamur idi. Nutella'yı Krema torbasına yerleştirip sıktım sadece.


Bu ise tuzlu tartımız. Közlenmiş patlıcan ile süzme yoğurdu karıştırıp kaşık yardımı ile içine yerleştiriyor, mısır ve maydanoz ile süslüyoruz.

Sevgilerimle,

Adını Bilmediğim Bir Salata

Biz ona Esen Abla Salatası diyelim. Esen Abla ile Hüseyin Abi ve onların şirine kızları Şeyda (ki aslında bizim kızımız demem daha doğru) yı ziyaret ettik birbuçuk ay kadar evvel. Daha evvel evlerimiz karşılıklı idi . Üç yıl kadar son derece güzel bir komşuluk yaşadık. Şeyda'nın doğumu, Ata'nın doğumu derken yıllar geçiverdi. Kapılar açıldığında Şeyda bize Ata onlara koşardı. Neyse fazla uzatmayayım. Esen Abla aslen Irak'lıdır. Bize o gün kendilerine ait geleneksel bir meze yapmıştı. Çok güzel bir sofra hazırlamıştı o ayrı. Ben farklı olan bu lezzeti yapmaya karar verdim. Benim yaptığım aslına çok sadık değildi. Fakat size aslına sadık kalmanızı önereceğim. Zira ben birtakım kaygılarla farklı yaptım. Yine de güzeldi ama aslı enfes ... (Yukarıdaki resimde olan aslı)

Gelelim tarife;
750 gr civarında İç Bakla
3 adet yufka
1/2 demet dereotu
500 gr yoğurt
250 Gr Badem
Zetinyağı, Tuz, Sarmısak

Yıfkalarımızı patates cipsi şeklinde parçalayarak fırın tepsimize yerleştiriyoruz. Üzerine bir miktar zeytinyağı gezdiriyoruz. Zaman zaman ters yüz ederek kızarmalarını sağlıyoruz.

Baklalarımızı haşlıyor ve bir kenarda soğumaya bırakıyoruz.
Dereotumuzu ayıklıyor ve bir kenara ayırıyoruz.
Sarmısaklı yoğurdumuzu hazırlıyoruz.
Bademlerimizi tavada hafif çeviriyoruz.
Yufkalarımız kızardıktan sonra iç baklamızı yufkalarımızın üzerine güzelce yayıyoruz. Sarmısaklı yoğurdumuzu hemen üzerlerine yerleştiriyoruz. Dereotu ve badem ile güzelce süslüyoruz.

Enfes, afiyet olsun

Not: Ben yufkalarımı zeytinyağı ilavesiz fırınladım. Bademim olmadığı için kullanmadım. Bakla ve yoğurt tabakasının yerini değiştirdim. Siz aslına sadık kalın !



Salı, Ağustos 21

Azra Doğa Muratoğlu

Bebeğimiz 9 ay 10 gün sonra sağlığı , sıhhati yerinde dünyamıza hoş geldi. Bugün 6 günlük ve nihayet ismi var. Azra Doğa.
Hastahaneye kadar gelen, gelemeyip çiçek gönderen, arayan, mesaj ve hediyeler gönderen, arayamayan ama yürekten bizimle birlikte olduğunu bildiğimiz herkese sevgilerimizi gönderiyor ve çok teşekkür ediyoruz.


Kızımızın adlarının anlamını aşağıya yazdım. Olur a merak eden olur diye.

Azra : (arapça) (kız ismi)Üstünde hiç yürünmemiş kum; denizden yeni çıkarılmış, işlenmemiş inci tanesi, Hz.Meryem'in adı, bakire, Medine şehrinin eski adı, Hz. Fatıma'nın lakabı.

Doğa : (türkçe) (unisex) Kendiliğinden var olan, canlı, ve cansız nesnelerden oluşan, kendini sürekli olarak değiştiren varlığın tümü, tabiat (Yaradılış ve yapı özelliklerinin tümü)
Cumartesi günü hastahaneden evimize geldik ve o gün için pek çok şey yapmayı planlamış olmama rağmen ancak çabuk tarafından pizza ve sade olarak yapıp portakal suyu ile ıslatarak hindistan cevizi ile süslediğim keki yapabildim.
Bebişimize hepimizi adına uzun , sağlıklı, mutlu ve huzurlu, başarılarla dolu, eskilerin deyimi ile vatana millete hayırlı dedirtecek bir ömür diliyorum. Bahtın açık olsun güzel prensesimiz.

Pazartesi, Ağustos 13

Minik Prenses Bu hafta Geliyor ...

Aylar süren bekleyişimiz nihayet bu Perşembe günü (16 Ağustos 2007) sabah saatlerinde nihayet bulacak ve bebişimizi kucaklayacağız. Annem ve babam 2. torun sahibi, Serpil ve ben ikinci kez teyze, Ahmet'cim eş tarafından 2.kez enişte, Nilgün ve Cemal ikinci kez anne ve baba, ATA'cığımız ise abi olacak. Hazırlıklarımızı tamamladık sayılır. Oda süslerimiz, bebek şekerlerimiz, hastahane valizimiz, anı defterimiz, kıyafetlerimiz hazır. Sadece bunların içinde eksik, minik prensesimiz. Ve artık dualarımız sağ salim kucağımıza almak onu.
Sizi şimdi son hazırlıklara ait resimlerle başbaşa bırakacağım. Bir sonraki adımda ise bebek şekeri yapımına nasıl başladığımı ve aynı zamanda yüzük yastıkları ile ilgili maceralarımı aktaracağım.


Sevgilerimle,

Çarşamba, Ağustos 8

Osmaneli Karpuzunu Tanıyalım !

Karpuz sevenler dikkat ! Manavınızdan Osmaneli karpuzu isteyin. Osmaneli Bilecik İli ne bağlı bir ilçemiz. Tesadüfen Afyona giderken yollardaki karpuz maketlerini ve karpuz tezgahlarını görüp durdum Osmaneli'nde. Karpuz festivali de yapılmış geçtiğimiz günlerde. Söylemesi ayıp iki karpuz aldım. Şimdi başımı taşlara vuruyorum. Neden daha fazla almadım diye. Renk derseniz kırmıznın en güzeli. Tadı mı ? Kurabiye, helva, bal, tatlı ne biliyorsanız o. İşte size Osmanelinden ve muhteşem karpuzundan kareler ...

Unutmadan tezgahından karpuz aldığım amca dünya şekeri idi. Hele tam arabaya bineceğim esnada, bunlar da nedir soruma bir kucak kekiği elime tutuşturup hediye eden bu bacım ayrıca çok tatlıydı.


Sevgilerimle,

Pazartesi, Ağustos 6

Benim Güzel Kardeşim ...


İnsan bazen gerçeğin ta kendisi ile karşı karşıya da olsa bir anlam veremiyor çevresinde olup bitenlere. Ben de kardeşe espri olsun diye yaptırdığım bu pastaya şimdi fotoğraflara bakınca şaşırıp kaldım. Benim o afacan mı afacan, erkek mi erkek, dobra mı dobra, sarı mı sarı, güzel mi güzel kardeşim büyümüş, anne olmuş. Biri elinde, biri de karnında... İnsanın aklı almıyor ... Çok yaşa güzel kardeşim, allah seni çocuklarına bağışlasın. Nilgün'ün pastasından kareler ...

Çarşamba, Ağustos 1

Siyah ! Beyaz ! En Büyük ?


Çoook hastayım. Şöyle frene sonuna dek basıp bir nebze durmak istiyorum ama nasıl ? Ben durmak istesem de hayat dolu dizgin devam ediyor. İki ayrı pasta yaptım son dört günde. Biri meyvalı diğeri çikolatalı. Meyvalı olan bildiğimiz pandispanya ile hazırlandı. Meyva olarak Lingonberry reçeli kullanıldı. Hafif ve güzel bir pasta olmuştu. Diğer çikolatalı pastamız biraz özel. Hamuru krep hamuru idi. 15 adet krep hazırlandı araya bütün cevizler döşendi. Ben çok hoşnut kalmadım. Çikolata sevenler için oldukça ideal diyebilirim ama bana biraz ağır geldi. Süngerimsi krep hamuru çok hafif olduğundan çok baskın bir çikolata tadı vardı.

Ata'cım yediğinde ise "muz koymamışsın ama NONO dedi" belki de ceviz yerine muz koysam daha iyi olurdu. Çocuk haklı.
Sevgilerimle,

Perşembe, Temmuz 26

Çoook Haber Var !

İlk haberimiz benden. Artık ekmek makinamız var ve ben ilk ekmeğimizi yaptım. Yulaflı... Acemi şansı sanırım hem görüntü olarak hem de lezzet olarak enfesti. Makina bana ben makinaya alışana dek hüsranla sonuçlanan girişimlerim de olmaya devam edecek. İkinci ekmeğimi tarçınlı ve cevizli olarak planladım. Kabuk kısmı son derece lezzetli fakat içi pişmemiş bir ekmek elde ettim. Bir daha ki sefere hedef karışık unlarla yapılmış bir ekmek olacak.

Emiralp ile maceralarımız devam ediyor. Dün akşam maaile Emiralp'i görmeye gittik bu sefer. Balibeyler , biz ve de bizim dışımızdaki bir misafir daha sohbeti güzel, inanılmaz sıcak ama çok keyifli bir akşam geçirdik. Maşide'cik sağolsun güzel bir masa hazırlamıştı bize. En önemlisi Malatya 'ya özgü un kurabiyesi ( tarifini ileride vereceğim). Fakat bizim Zuzu'da boşdurmamış Zeytinli kek ve çikolatalı cheesecake yapmışdı. İkisi de enfesdi.

Zuzu sevgili Ata'sına süpriz de yaptı. Cheesecake in üzerine bir mum koyup doğumgünü pastası haline getirdi. ATA mest tabii ki. Zuzu'nun yeğeni Emiralp ile mesud dakikaları ve dün akşama ait kareler...




Sevgilerimle


Salı, Temmuz 24

Hayat Tezatların Buluşmasıdır ...

Aslında ben onu Mayıs ayının yirmiüçüncü günü doğumgünümde bekliyordum. Ben öyle bekliyordum ama aynı tarihlerde annesi ve dedesi de dahil bir çok yakınının doğumgünü olduğu için benimle birlikte pekçok kişinin beklentisi vardı kendi doğumgününde doğması için. O ne yaptı beklenilenden çooook erken geldi. Büyüdüğünde eğer sabırsızlık yapar da birisi söylenirse bu haline ben yedi aylık doğdum diyebilecek. Emiralp'ciğimiz hepimizin duaları ile vaktinden bir hayli evvel parmak çocuk olarak dünyaya merhaba dedi, zor ve sıkıntılı hastane günlerini atlattı, evine kavuştu, beslendi, büyüdü ve gezmelere gider hale geldi. İtiraf edeyim babasının büyük halasının doğumgününde doğdu ve bizim olmasa da halanın bu nedenle sevinci oldu. Anneciği, babacığı ve tüm aile fertleri başta olmak üzere hepimiz için zor günlerdi. Ayak topuğunu sevebilmek için bile günlerce beklediler. Kucağımıza almaya dahi çekiniyorduk şimdi topaç gibi maşallah. Lafı uzatmayayım Emiralp büyüdü, Zuzu Halasını, babaannesini ve tabii anne ve babasını da aldı, gezmelere geldi.

Geçtiğimiz hafta bir yandan içim acırken diğer yandan bu Emiralp'ciğin ziyareti ile çok mutlu oldum. Ve içimden tekrar ettim. Hayat tezatların buluşmasıdır diye.


Uzun, sağlıklı, mutlu, başarılı bir ömür sürsün inşallah.


Akşam menümüzde neler vardı ?
Patlıcan Salatası

Mozerella Salatası

Pestolu Patates Salatası

Peynirli Çörek

Brokolili Kiş

Düğme Kurabiye

Keşkül

Portakallı Çikolatalı Pasta

Meyva Salatası

Susamlı Kornette Dondurma


Pesto sosunu sever misiniz ? Makarnaya bu kadar yakışan başka bir sos bilemiyorum. Ben bayılırım. Bu nedenle taze fesleğenler pazarlarda arz-ı endam ederken pesto sosunuzu kendiniz yapın ve saklayın derim. Tarifini vereceğim ama yine gözkararı.


Pesto Sos

Bir demet taze fesleğn

Bir avuç kadar çam fıstığı

3 büyük diş sarmısak

Bir su bardağından biraz az parmesan rendelenmiş ya da toz

Ve zeytinyağı


Önce çam fıstıklarımızı yanmaz bir tavada hafifçe renkleri dönecek şekilde kavuruyoruz. Sonra fıstıklarımızı, fesleğen yapraklarımızı, sarımsaklarımızı robotto çok ince kıyıyoruz. Daha sonra parmesanımızı ilave ediyor ve sosun arzu ettiğimiz kıvama gelmesine dek zeytinyağımızı ilave ederek robotta çeviriyoruz. Biz o akşam soframızda patates salatamızı pestolu ikram ettik. Ben çok beğendi, eğer pesto seviyorsanız mutlaka deneyin derim.



Sevgilerimle ...

Pazartesi, Temmuz 23

Süpriiizz !

Sonunda başardım. Mosaic deniyormuş. Resimlerimi (istediğim kadar resmi) bundan sonra size tek tek göstermek zorunda kalmayacağım.
Resimler bir yaz günü Newyork'ta çekildi. O yaz günü central parkta yaz yağmuruna yakalanıldı, sırılsıklam olununca Central Park keyfi iptal edildi ve New Jersey dönmek üzere otobüs terminaline giderken aşağıdaki kareler yakalandı.

Perşembe, Temmuz 19

Hayırlı Kandiller !




Bizim evimizde istisnasız her kandil, her perşembe ve de her bayram sabahı yağ kokusu olur. (Aslında Cemal bu kokuya her ne kadar dayanamaz, bayılacak gibi olursa da adettir :) ) Koku itibariyle hakikaten biraz nahoş olsa da kokunun sonunda ortaya çıkan helva ya da lokma (biz şerbetlemeden tüketiriz eğer tüketimimizden fazla ise şerbetleyerek tatlıya çeviririz) enfestir.


Bugün kandil ve yine evimizde yağ kokusu olacak çok şükür. Siz de benim gibi neden diye soruyorsanız, cevabı aşağıda. Şimdilik daha evvel yapmış olduğumuz helva resimlerini ekliyorum buraya yarın bu akşama ait helva ve tarifi ile görüşmek üzere...


Hayırlı Kandiller, Dualarınız kabul olsun...








"Kırım, Dağıstan, Azerbaycan Anadolu, İran ve Irak Türklerindeki bir inanca göre ölülerin ruhları Cuma akşamları evlerine gelir evin fertlerini adeta kontrol eder, onlar iyi ve güzel işler yapıyorlarsa mesela Kur' an okutup, helva kavurup aile ve çevre fertleri ile iyi geçiniyorlarsa, mutlu olarak dönerler. Sarhoş, kavgacı, geçimsiz, haksızlık yapan bir yaşam içerisinde iseler mutsuz dönerler. Bazı yörelerde "çocuklara güzel otur, dedenin ruhu ziyarete geldi bak, şimdi percerede" denildiği de olur. Adeta bu dünyadan göçenlerle bu dünyada kalanların ruhları arasında süreklilik arz eden bir iletişim vardır.Ruhların koku aldıkları inancı vardır. Bunun içindir ki, kandillerde simit, arife ve cuma günlerinde lokma ve helva yapılır. Bunlardan ev halkının yanı sıra konu-komşu ve herkese ikram edilir. Böylece ölülerin ruhunun şad olduklarına inanılır. Ayrıca meleklerin güzel kokudan zevk aldıkları çirkin kokudan rahatsız oldukları inancı da vardır. Buradan hareketle iyi olduğuna inanılan yağ ve un kokusu mübarek olduğu kabul edilen gecelerde kokutularak melekler vasıtasıyla ölülere şefaat dilenilmiş olması da düşünülebilinir.


http://kucukevinmutfagi.blogspot.com/ adlı blog yazarı arkadaşım bu bilgiyi kendi sayfasına koymuş ben de ondan yararlandım. O da ;

Dr. Yaşar Kalafat'ın "Türk Halk İnançları" adlı e-kitabının tanıtım notlarından almış.

Çarşamba, Temmuz 18

Bulgur Pilavı Sever misiniz ?




Ben çok severim. Ve bildiğim iki tarz bulgur pilavı yapılışı var. Bunları sizinle paylaşmak istiyorum. İlki şöyle;


Bulgur

Su

Salça

Soğan

Zeytinyağı - Tereyağı (Land Lake/Sütaş favorilerim)


Bulguru ayıklıyor yıkıyor ve 1'e 2 ölçüsü ile hazırlanmış ve içine gözkararı salça ilave edilmiş su ile pişiriyoruz. Diğer yanda tereyağı ve sıvıyağa küp küp doğranmış soğanımızı kavuruyoruz. Bulgurumuz pişip demlendikten sonra servis esnasında yağlı soğanımızı bulgurunüzerine oyarak servis yapıyoruz. Benim ziyadesi ile yaptığım şekil bu. Ve bu şekle ait fotoğraf karesi ise şöyle :



Bir diğeri;

Bulgur,

Su ,

Salça,

Sivri Biber,

Havuç,

Zeytinyağı- Tereyağı

Taze Reyhan


Efendim bu şekilde durum biraz farklı, bulgur ve sı yine 1'e 2 ölçüsü ile konuluyor. Önce soğanımızı yağda kavuruyor, sivri biber ve havucumuz ile salçamızı da ilave ediyor, ardından bulgurumuzu da hafif kavurduktan sonra suyumuzu ilave ediyor ve pişmesini bekliyoruz. Pilavımızın pişme süresi tamamlandıktan sonra, şöyle bir karıştırıyor ve taze reyhan yapraklarını tencerenin üzerine döküyoruz. Bir havlu ve/veya bez kapatıp dinlenmeye bırakıyoruz. Dilerseniz servisten evvel reyhan yapraklarını tencereden alabilir dilerseniz onlar ile servis yapabilirsiniz. Tad ve aroma enfes oluyor. Reyhan herşeye yakışır derdim ama bulgur pilavını bu denli güzelleştireceği aklıma gelmezdi.


Yine de ilk yaptığım şekilde ben reyhan kullanmayı düşünmem.


Afiyetle...


Pazartesi, Temmuz 16

Evim, Evim Güzel Evim !




Bütün bir hafta sonu evdeydim. O kadar özlemişim ki evi. Cuma akşamından pazartesi sabahına kadar. Yemek yaptım. Ütü yaptım. Temizlik yaptım. (Cuma günü genel temizliği Songül yaptığı için kolaydı tabii)



Cumartesi günü kızlar ve eşleri yemekte bendeydi. (Anne gel artık !) Kızlar brunch, akşam çayı ve akşam yemeği menüsüne tabii idiler. Beyler ise akşam yemeğinde bize katıldı. Menü için alternatifim yoktu. Çünkü pek evde olmadığımdan alışveriş de yapmıyorum.



Biftek (Haşlama)

Kekikli Patates Püresi

Havuçlu Pilav

Cacık

Salata



Tatlı olarak irmik tatlısı vardı ama fotoğraflarını çekemeden tükendi :)



Pazar sabahı kahvaltısında da spesiyalim olan mantarlı ve dereotlu yumurta yaptım. Hem tadı hem de görüntüsü güzel oluyor. Deneyin, seveceksiniz.



Sevgiler...





Çarşamba, Temmuz 11

Sivas'ın yollarına ... Nasıl dı bu türkünün devamı ?






Tahmin edebileceğiniz gibi yine Sivas'tayım. Son 3 gelişimde de değişik mekanlarda Sivas lıların meşhur ''Sivas Kebabı''nın izinde tad arayışındayım. Aslında tam olarak çözemedim kimilerine göre bu kebabın esası Tokatlılara ait kimilerine göre ise küçük bir nüans var her iki kebap arasında da. Ben önümüzdeki günlerde Tokat'a seyahat edeceğim için aradaki farkı yakalyıp size de aktarmaya çalışacağım ama şimdilik sadece Sivas Kebabı nı sizlerle paylaşıyorum. En kısa zamanda evde de deneyeceğim. Kebabın yanında burada yemeyi sevdiğim iki şey var biri cacık ki üzerinde pul biber ile geliyor bildiğimiz mana da çok sulu değil yoğurdun biraz çırpılmış hali diyelim diğeri de yine yoğurt ama için de buğday var. İki si de enfes. Çok et sevmediğim için kebap da güzel ama ben daha çok kabuğu ile pişirilmiş sarmısak ve patlıcanlarını yiyorum desem yalan söylememiş olurum. Bu resimde sarmısaklar açık görünüyor ama genelde soyulmamış kabuklu olarak pişiyor.



Sivas tan sevgiler ...




Pazartesi, Temmuz 9

Mozaik Pasta? Piramit Pasta? Siz nasıl bilirsiniz ?




Biz çocukken bu pastayı yapmak çok meşhurdu hanım gezmelerinde, doğum günlerinde. Malum o devirlerde pastacılık ile ilgili şu an yaşadığımızla kıyas kabul etmeyecek bir dönem yaşıyorduk. Aslında bırakın pastacılığı ne margarin bulabiliyorduk ne de tüp. Herşeyin kilometrelerce kuyruklarda beklendikten sonra dahi şanslı iseniz alınabildiği bir dönemden bahsediyorum. Biz çocuklara o dönem son derece zevkli gelen bu kuyrukları şimdi düşündüğümde tüylerim ürperiyor ve bugüne baktığımda hele de ülkemizin kritik bir seçim döneminde olduğu bugüne baktığımda katettiğimiz mesafenin önemini bu mesafeyi elimizde tutabilmek, daha da ileriye götürmek için hepimizin birlik ve beraberlik içinde olması gerektiğini bir kez daha şiddetle hissediyorum.


Gelelim mozaik pastaya. Türlü türlü mozaik pasta yapma metodları var. Ben biraz daha basit olanını seçtim. Bizimkiler yazlıkta olduğu ve benim evin alışverişi ile hiç ilgim olmadığı için mutfakta bulamadığım eksik malzemeyi de işin içine katınca bu aslında hemen hemen malzeme aynı fakat şekil farklı mozaik pastalardan bir nebze daha farklı bir mozaik pasta oldu.

Geçtiğimiz hafta, arkadaşlarımla bizim meşhur '' Garipçe''mizde buluştuğumda kahvaltı ile başlayıp balık ile son bulan yemek maceramız esnasında bahsi geçti mozaik pastanın. Üçümüzde çocukluğumuza uzanıp pasta ile ilgili anılarımızı paylaştık.




Güzelim Garipçemiz ama o güne ait bir kare değil.

O günden beri yapmak istiyordum. Gecen aksam denedim. Birini buzluktan çıkarıp servis yaptım ama arkadaşlarıma değil maalesef bizim karnı burnunda Nilgün'ümüze. Diğerini inşallah onlara tatırabilirim.

Malzemelerimiz şöyle :


Pötibör Bisküvi


Kakao


Margarin

Süt

Pekmez

Vanilya

Fındık

Çikolata Sosu

Hindistan Cevizi


Aslında margarini pudra şekeri ile eritip, süt, vanilya ve kakao karışımı ile bir harç yapmak üzere yola çıktım. Ve hüsran. Çünkü evde margarin yok. Ama ben bu pastayı yapmalıyım ! Ne yapabilirim ? Pekmez :) Neden olmasın. Tadlandırma işlemini pekmez ile yaptım. Ben pekmeze cevizi çok yakıştırırım. İçine ceviz de koyayım dedim. Ceviz yok. E o zaman fındık olsun. Neyse... Harcı hazırladım, ufaladığım bizküvilerimi harca yedirdim, kalıba almadan evvel parmak ucu ile tadına baktım ve tatsız buldum. Buna da bir çare bulunur diyerek aldırmadan kalıba aldım. Hemen belirteyim bir dikdörtgen kalıba streç sarıp bir miktarını buraya boşalttıktan sonra ayrı bir streçe boşalttığım diğerine piramit şeklini verdim ve işte bu piramit şeklini verdiğim bölüm henüz servis edilmedi sizler dikdörtgen kalıptakini göreceksiniz.



Nilgün'ün ve onu tekmeleyip duran müstakbel yeğenim ısrarları karşısında iki saat sonra dolaptan çıkardım pastamızı, yardımıma da dondurmalar için kullandğımız çikolata sosu yetişti. Pastayı onunla sıvadım, hindistan cevizi ile süsleyerek servis yaptım.


Yemekleri gözkararı yapma huyumu az çok beni tanıyanlar bilir. Tadı ve görüntüsü beni mutlu etti pastamızın ama küçük bir de eleştiri, bu sefer margarin miktarını sanırım fazla tutmuşum bana rahatsızlık verdi.


Sevgiyle